Kosova

Screenshot_20200401-130517_Gallery
Screenshot_20200401-130410_Gallery
20190821_072225
20190821_143501
20190821_143545
20190821_143621
20190821_143911
20190821_144446
20190821_144527
20190821_144402
20190821_144119
20190821_144429
20190821_144658
20190821_145557
20190821_150504
20190821_150606
20190821_150620
20190821_150641
20190821_153205
20190821_153241
20190821_153329
20190821_153414
20190821_153454
20190821_190727
20190821_153618
20190821_184307
20190821_112937
20190821_113524
20190821_113635
20190821_113551

2008 yılında Sırbistan ile girdiği savaş sonrası bağımsızlığını ilan etmiş olmasına rağmen, Sırbistan'ın üzerinde hak talepleri hala devam etmektedir. Amerika'nın arkasından Arnavutluk üçüncü olarakta Türkiye bağımsızlığını kabul eden ülkelerdir. Mamuşa Bölgesinde çok fazla Türk yaşamaktadır. Hatta buradan I. Dünya Savaşında Çanakkale Cephesinde savaşmak için gelen 6 bin kişi geri dönememiş ve Gelibolu Yarımadasındaki Şehitlikte yatmaktadırlar.

Kosova'nın başkenti Priştina'dır. Bizim Eskişehrimiz gibi  tam bir öğrenci şehridir. Priştina kelime anlamı olarak havası bozuk yer demekmiş.  Ovalık olup çok bereketli topraklara sahip. Nüfusunun büyük çoğunluğu müslüman olup, müslümanların da çoğunluğunu Arnavutlar'ın oluşturduğu, Arnavutça konuşulan, latin alfabesinin yanında özel harflerin de kullanıldığı Avrupa'nın en fakir ikinci ülkesidir. Yol kenarında gördüğümüz tabelalarda kiril alfabesi yazılı olmakla beraber üzerleri boyanmıştır.

Sınıra yakın ve belli başlı köylerde Sırplar yaşamakta, ekseriyetini yaşlı Sırplar oluşturmaktadır. Bu ülkenin yaşamış olduğu savaş Bosna'dan farklı olarak; Sırplar Bosna'da yaptıklarını burada da tekrarlayacaklardı fakat Arnavutluk Elbistan şehrinde 800 bin kişilik geçici bir kamp kurularak, buradaki insanlar hızlıca oraya tahliye edilip, soykırım olması önlenmiştir. UÇK denilen askeri grup bağımsızlıkları için mücadele etmiştir.  Kosova'nın kendine ait bir odusu olmakla birlikte kontrolü Nato'ya bağlıymış.  Bağımsız bir ülke dedik yalnız kendi parası hala yok, savaş sonrası yönetimi 2009 yılında Avrupa Birliği ele almıştır.

Kosova yı gezerken Türkiye'ye çok benzettim, kaldırımlar bozuk, trafik düzensiz, elektrik posta telleri direklerde, binaların sıvaları dökülmüş, bir çok yerde trafik lambaları yok.

Kosova bayrağında ki 6 yıldız bu ülkede yaşayan 6 etnik grubu temsil eder. Arnavutlar, Sırplar, Türkler, Goraniler, Boşnaklar, Romanlar. Arabaların plakaları da  01 den 06 ya kadar şehirleri simgelemektedir.

Kosova'nın nüfüsu 1.5 - 2 milyon. Sırplara göre ise nüfus 2.5 milyon, tabii kendi Sırp vatandaşlarını da sayarak. Başkentin nüfüsu 450 - 500 bin civarında. Genel nüfusun çoğunluğunu  gençler oluşturuyor, her yerde rastlamak mümkün.

Ülkenin şu an görünen hali tam bir şantiye yeri, etrafta nalburlar, inşaat malzemesi satanlar çoğunlukta. Sofya ve Belgrat'ta gördüğümüz merkezi ısıtma sistemine ait o dönemin bacalarını burada da görüyoruz.

Kosovalılar ABD ye sempati duyan bir halk, Bill Clinton'a minnettarlıklarını göstermek adına hem bir heykel dikmişler, açılışını da Clinton gelip bizzat kendisi yapmış, şehrin en önemli bulvarlardan birine de adını vermişler. Eşi Hilary Clinton da onu yalnız bırakmamış. Bu meydana bir butik açmış, Senatör olamayınca bu şekilde yatırımlar yapmış ülkeye. Burada ki markaların tümü Amerika menşeyli. Arada Türk markalar, örn Tatlıses Dönercisi, Konyalı Ahmet Usta karşınıza çıkabiliyor.

Saat Kulesinin hemen arkasında Rahibe Teresa Bulvarını görüyoruz. Gerçek adı Gonxhe Bojaxhiu. (Gonca Boyacı) Makedonya Üsküp doğumlu, katolik, yapmış olduğu yardım kampanyaları ve dünyaya bakış açısı nedeniyle Nobel Ödülünü alan kişidir. Arnavut kökenli olması nedeniyle kendi adına Rahibe Terasa Katedrali yapılmıştır.

Arnavutların tamamının müslüman olduğunu düşünürüz ama Enver Hoca'nın baskı dönemi sonucunda, İtalya'ya gidip katolik olmayı tercih eden sayı azımsanmayacak kadar çok.

Hasan Priştina Devlet Üniversitesi'ni görüyoruz. Burada öğrenci sayısı 80-100, üniversitelerde tek bir bölüm olup sadece o dalda eğitim görüyorlarmış. Aklımıza hemen İzmir'e büyük hizmetleri olmuş Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Priştina'nın buralı olduğu geliyor. Ali Şen'in memleketi de Prizen.

Üniversitenin tam ortasında da Ulusal Kütüphane Binasını görüyoruz. Newyork Times Gazetesinin yapmış olduğu bir ankete göre dünyanın en saçma binası seçilmiş. Binanın kubbeleri, Arnavutlar'ın geleneksel takkesi plisi yada atomların birbirine bağlanması sonucu oluşan moleküllere benzetilmektedir.

Bir kilise varken yanında bir tane daha yapıldığını görüyoruz. Kubbeli olan ortodoks, kırma çatılı olanlar da katolikler için yapılmış.

Eğitim Bilim Bakanlığı, bizdeki adıyla Milli Eğitim Bakanlığı'nın önünden geçiyoruz. Devlet Kurumlarının önlerinde hep aynı bayraklar var. Arnavutluk, Kosova, Amerika, Avrupa Birliği Bayrakları.

Sarı renk bina görüyoruz.  Ulusal Tiyatroları ve tam karşısında da İskender Bey'in heykeli ve hemen yanında buranın ilk cumhurbaşkanı İbrahim Rugova. Kendisine Balkanlar'ın Gandi'si denilmekte. Savaşmadan, konuşarak, anlaşarak çözelim sorunları dediği için bu lakab verilmiş kendisine.

Bir binanın dış cephesinde Kosova Republic yazısını görüyoruz. Ortasında da bir kız simgesi var. Genç nüfusu temsil ediyor. Atındaki resimde de ''Hoti nerede, hesabını verin'' yazıyor. Sırpların savaş esnasında alıp götürdükleri birçok kişinin, daha sonra haber alınamadığı  görüntüleri  varmış ellerinde.

Sırp Tripotunu görüyoruz. Sırplar'ın üç parmağı neden kullandıklarını hatırlıyoruz. Ve onun altında kurşunların kovanları eritilerek yapılmış olan bir anıt gözümüze çarpıyor. Anıtın üzerinde de Kosova'nın bağımsızlık mücadelesini destekleyen ülkelerin bayrakları var.

Yaşar Paşa Camii önünden geçiyoruz. Restorasyon çalışmaları devam ediyor, Tika tarafından. Daha ileride Fatih Camii (Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış), Tika tarafından restore edilmiş, aktif durumda.

Ara sokakta da Etnografya Müzesi bulunmakta.

Sarraflar Çarşısından geçerken, İstanbul Kapalıçarşı'daki sarrafların buradan gelmiş Arnavutlar olduğunu öğreniyoruz.

Burada Adem Yaşar ve arkadaşları (UÇK) Kosova Kurtuluş Ordusunu kurmuşlar, dünyadaki bütün Arnavutlar'ı biraraya getirmişler, ülkeleri için kahramanca savaşmışlar lakin ailesi ile birlikte hayatını kaybetmiştir.

Gençlik Merkezinin yanında New Born yazısını görüyoruz. Yeni doğan. Bu ülkenin sloganı olmuş. İlk bağımsızlık gününde açılmış olup her yıl farklı bir renge boyanmaktaymış. 5. Bağımsızlık Kutlama Gününde de Kosova'yı tanıyan ülkelerin bayrakları ile boyanmış.

Rahibe Teresa Caddesinde, bir binanın ön cephesini kaplayan, başı önüne eğik yürüyen bir adamın resmini görüyoruz, İbrahim Rugova. Kosova'nın ilk Cumhurbaşkanı.

Murat Hüdavendigar Türbesi: Eski Yugoslavya Sırp ideri Miloseviç'in Anıtı'nın yakınında Murat Hüdavendigar'ın iç organlarının gömülü olduğu türbesi bulunmakta, naaşı da daha sonra Bursa Çekirge'de kendisinin ölmeden önce yaptırmış olduğu türbeye gönderilmiştir. Hüdavendigar Allah adına şehit olan manasına geliyor. Savaş sonunda bir Sırp askerinin hançeri ile  şehit edilmişti Hüdavendigar. Müzede Murat Hüdavendigar'ın ve yaverlerinin balmumu heykellerini görebilirsiniz.

Kosova 1389 yılında Sırp Krallığı ile yapılan Kosova Savaşı ile Osmanlı topraklarına katılmıştı. 1912 yılında I. Balkan Savaşı ile Sırbistan'ın eline tekrar geçmiş, II. Dünya Savaşı döneminde de Yugoslavya'nın bir eyaleti olmuştu. 1998 - 99 Kosova Savaşında, yaklaşık 10 bin kişi ölmüş, 218 camii yıkılmıştır.

Kosova'nın en güzel açık hava müze şehri, festivaller şehri olan Prizren;  Şar Dağlarının eteklerine kurulmuş, dağlardan akan buz gibi suyu merkezi sistemle evlere kadar getirmiş, Prizren Kalesi, Taş Köprü (Akdere Nehri üzerinde), Bayraklı Camii (Ezan okunurken minaresine bayrak asılırmış ki diğer camilerde görsün ezan aynı zamanda okusun diye), Hamamı, Sinan Paşa Camii (Aziz Sava'nın kemiklerini yaktıran kişi), Arasta Camii (Sadece minaresi ayakta kalan camii), Namazgah, Halveti Tekkesi, Yunus Emre Enstitüsü, Safranbolu evlerine benzer evleri   Osmanlı'dan günümüze ayakta kalan tarihi eserlerdendir. Her evi birbirine bağlayan, sokağa çıkmadan geçişi sağlayan kapıcıkları hepimizin ilgisini çekti. Prizen kelime anlamıyla Büyük Kale demektir.

Şadırvan Meydanda oldukça meşhur bir çeşmanin yanındayız. Bu çeşmeden su içenin tekrar geleceğine ve de bekar erkeklerin buradan su içmesi halinde, buranın kızları ile evlenecekleri rivayet edilir.

Bu alan aynı zamanda film festivallerinin yapıldığı, gençlerin tercih ettiği çadır festivallerinin yapıldığı alan.

Ünlü bir şarkıları var ''Prizen'e giden yollar, Maraş'tan geçer.''diye. Maraş denilen bölgeyi, hemen arkasında ilk Arnavut Birliği'nin kurulmuş olduğu bina (günümüzde müze olarak kullanılmakta), Arasta Camii ni görüyoruz.

Bir evin bahçe kapısı üzerinde A4 kağıdı büyüklüğünde ilan görüyoruz. Vefat eden kişiye ait bilgilerin yazılı olduğu ölüm ilanıymış. Doğum tarihi, gömüleceği yer, hayır yapılacağı yer gibi detaylar yer alıyormuş, bizde ki camilerde verilen sela gibi düşünebiliriz. Hiristiyanların kağıdı siyah oluyormuş, bazen de kırmızı olup ortada bir tane yıldız varsa ölen kişi ateist demekmiş.

Halveti Teknesindeyiz.  Halvet TDK da bütünleşmek biraraya gelmek anlamında kullanılıyor. 17 yy da inşa edilmiş, Halveti Tarikatına ait. Bahçesinde sürekli akan çeşmesi ayrıca kivi meyvelerinin asma gibi yetiştirilmesi çok hoş bir görüntüydü. Sunni bir tarikat olup, zikir esnasında diz çöküp kıbleye karşı oturarak dünyevi düşüncelerden uzaklaşarak yalnız Allah'ı düşünerek sesli ibadet yapıyorlarmış.

 

 

20190821_112114
20190821_113543
20190821_114423
20190821_114234
20190821_114214
20190821_113729
20190821_114326
20190821_114139
20190821_114121
20190821_113850
20190821_113648
20190821_112049
20190821_114445
20190821_114224
20190821_113824
20190821_112628
Bu yazı Şiir kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir