Kuzey Makedonya

Screenshot_20200414-225635_Gallery
Screenshot_20200414-225536_Gallery
IMG-20200413-WA0074
IMG-20200413-WA0073
IMG-20200413-WA0041
IMG-20200413-WA0039
IMG-20200413-WA0028
IMG-20200413-WA0045
IMG-20200413-WA0025
IMG-20200413-WA0037
IMG-20200413-WA0038
IMG-20200413-WA0049
IMG-20200413-WA0064
IMG-20200413-WA0048
IMG-20200413-WA0070
IMG-20200413-WA0069
IMG-20200413-WA0068
IMG-20200413-WA0057
IMG-20200413-WA0061
IMG-20200413-WA0059
IMG-20200413-WA0060
20190822_130644
20190822_130839
20190822_131201
20190822_131400
20190822_132452
20190822_132331
20190822_132518
20190822_132852
20190822_132856
20190822_133224
20190822_164225
20190822_141757
20190822_133302
20190822_141507
20190822_141933
20190822_141832
20190822_141953
20190822_163233
20190822_164503
20190822_164448
20190822_164408
20190822_164340
20190822_163824
20190823_082255
20190823_082449
20190823_090152
20190823_090437
20190823_090445
20190823_090514
20190823_090703
20190823_090532
20190823_090724
20190823_090810
20190823_090938
20190823_093321
20190823_093023
20190823_094228

YeniÜsküp'e nereden girersek girelim tepedeki 66 metre yüksekliğindeki Milenyum Haçı'nı görmemek mümkün değil. Karşımızdaki dağın adı Votna dağı, 1000 metre yüksekliğinde. Ve Vodna Dağı eteğine kurulmuş Üsküp şehri. Akşamları ışıklandırılan Milenyum Haçı, Hiristiyanlığın 2000 yıl anısına dikilmiştir. Vodna Dağı'nın ortasına kadar araçlarla gidilebiliyor sonra teleferikle haçın yanına kadar çıkabiliyorsunuz.

Vardar Nehri üzerine inşa edilmiş Taş Köprü, Fatih Sultan Mehmet döneminde Mimar Sinan tarafından yapılmış, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'de denilir. Batılılar tarafından ise Justinyen Köprüsü denir Çünkü MS 6. yy da Justinyen buraya hem kaleyi hem de bir köprü yaptırmış, 1421 - 1451 yılları arasında II. Murat döneminde tipik Osmanlı köprüsüne dönüştürülmüştür. 214 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde altından geçen Vardar nehrinin kaynağı Makedonya'nın Gostivar şehrinin Vrutok köyüdür. 388 km uzunluğunda, 301 km si Makedon topraklarında 87 km si Yunanistan topraklarındadır. Yunanistan'daki adı Axios 'tur. Ege Denizi ne dökülür. Vardar nehri üzerinde üç tane hareket etmeyen gemi vardır. Bunlar restoran ve otellerdir. Eski Şehir ile Üsküp Meydanı'nı birbirine bağlar. Köprünün üzerinde tam ortasında köprünün mihrabını görüyoruz. Osmanlı o zamanlar, eğer namaza geç kalan olursa kıble yönünü şaşırmasın, köprü üzerinde namazlarını kılsınlar diye bu mihrabı yapmış.

Yahya Kemal Beyatlı Üsküp'te doğmuş, Üsküp için yazdığı bir şiiri ile burayı kaybolan şiir olarak tanımlamış.

Kuzey Makedonya Cumhuriyetinin toplam nüfusu 2.5 milyon civarındadır. Başkenti Üsküp'ün ise 800-900 bin civarındadır. Toplam nüfusunun % 65 ini ortodoks Makedonlar, %25 ini Arnavut Müslümanlar, %5 ini Türk, Boşnaklar, Sırplar, Hırvatlar, Romenler oluşturur. Üsküp Yeni ve eski olmak üzere ikiye ayrılır. Taş Köprüyü geçince Yeni Üsküp başlar.

 

Eski Üsküp çoğunlukla müslüman ailelerin yaşadığı bölgedir. Üsküp'te üç büyük deprem olmuştur. 518, 1555 ve 26 Temmuz 1963 yılında 20 sn süren 6.1 şiddetindeki depremde şehrin % 80 i yıkılıyor. Osmanlı Eserleri de dahil birçok yapı hasar görüyor. Tika ve Bursa Belediyesi tarafından restorasyon işlemleri yapılıyor. (Üsküp Belediyesi ile Bursa Belediyesi kardeş belediyelerdir.)

Üsküp 1392 yılında, Yıldırım Beyazıt döneminde, Mehmet Yiğit Paşa tarafından fethediliyor. 100 yıl sonra 1492 de, Mustafa Paşa camii inşa edilmiştir. Mustafa Paşa Üsküplü'dür, II. Beyazıt ve I. Selim'in veziriazamıdır. 1519 yılında vefat etmiştir. Türbesinde sadece sandukası olup,  asıl mezarının İstanbul'da olduğu söylenir.  Depremde çok büyük hasar görünce, 2011 de  Tika tarafından restore edilmiştir.

Beyaz çatılı eski Etnografya Müzesini  görüyoruz.  Yeni yapıların çoğu, Yeni Şehir'e sonradan yapılmıştır. Evliya Çelebi Seyehatnamesi'nde 20 tane handan bahseder fakat günümüzde sadece 3 tanesi ayakta kalabilmiştir. Kurşunlu Han, Kapan Han ve Sulu Han. Kurşunlu Han'ın kubbesindeki kuşunlar I. Dünya Savaşında eritilerek mermi  yapımında kullanılmıştır. Hanlar o zamanların konaklama yerleri olup, Kuşunlu Han'ın 60 odası, Yunus Emre Türk Kültür Merkezi tarafından hala restore edilmektedir.

Üsküp'ün en yüksek minareli camii Yahya Paşa Camii 53 metre uzunluğunda. 1506 da yapılmıştır. Yahya Paşa  Yıldırım Beyazıt'ın damadıdır. Bir başka  gri kubbeli camii görüyoruz.  İsa Bey Zaviyeli Camii 1475 te yapılmıştır. Zaviyeli camilerde içlerinde odalar olup, dervişlerin (müslümanlığı yayan dervişlerin) konakladığı camilerdir.  Y. K. Beyatlı'nın annesinin kabri de burada bulunmaktadır.  Caminin solunda  Tefeyyuz İlköretim okulu  gözüküyor. Türkçe eğitim vermektedir. Fenerbahçeli Eljif Elmas'ın okuduğu okul.

16 yy da yapılan saat kulesininin 37 metre yuksekliğinde olan minaresi, 63 depreminde üst kısmı tamamen yıkılmış olup, Tika tarafından restore edilmektedir. Kimin eseri olduğu konusunda kesin bilgi yoktur.

Türk Çarşısı içinde, Evliya Çelebi'nin Seyehatnamesinden bildiğimiz kadarıyla 2150  dükkan bulunmaktadır fakat günümüzde 750-800 dükan Arnavut ve Türklerce, çok az sayıda da Makedonyalılarca faaliyet göstermektedir.

Arasta Camii 63 depreminde zarar görüyor, 50 yıl kadar restore edilmiyor, Bursa Belediyesince restore edilerek ibadete açılıyor. Bazı sokak isimleri eski Osmanlı isimleridir hala. Kiril alfabesi ile yazılmış Evliya Çelebi Sokak levhasını görüyoruz. Yukarıdaki Yahya Paşa Camii yanında da Mustafa Kemal Atatürk Caddesi  ismini korumaktadır.

Çok işlek olan Bit Pazarı Çarşı Caddesindeyiz. Çocuk Tiyatro Merkezi'nde Elveda Rumeli dizisinde rol alan oyuncuların bu tiyatroda gösteri yaptıklarını öğreniyoruz, buraya çok yakın  Üsküp Türk Tiyaotrosu da bulunmaktadır. Buradan Sulu Han a ilerliyoruz. Sulu Han'ın önündeyız. Sulu Han 15 yy da yapılmış. Kurşunlu Han 60, Sulu Han 40 odaya sahiptir. Sulu Han ismini bahçesindeki şadırvandan yada  eskiden arkasından geçen Serava Nehrinden  almış olabilir. Bugün burada Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü eğitim vermektedir.

Murat Paşa camii 15 yy eseridir. Depremler ve yangınlardan harap olmuş, Bursa belediyesi tarafından restore edilmiştir. Türkçe vaaz veren camiidir. TRT'den Üsküp ten canlı yayınları izlenebilir.

Mustafa Paşa Camii 1492 yılında yapılmış . Ve çifte hamamı görüyoruz. İki ayrı kubbe, iki ayrı giyinme odası, kadın ve erkek ayrı giriş kapıları olan hamamlara çifte hamamlar denir. 1531 yılında yapılmıştır. Murat Paşa Çifte Hamamı da denir. Üsküp'te iki tane çifte hamam vardır. Davut Paşa  çifte Hamamı diğeri. İkiside sergi salonu, galeri olarak kullanılmaktadır. Kapan Han ismini farsçadan ''kaffan'' dan almış terazi demek. Asıl büyük kantar Sulu Han'da bulunurmuş. Dışarıdan gelen mallar ilk önce bu handa toplanıp tartılıp,  diğer hanlara dağıtılırmış. 40 odası varmış Sulu Han gibi yalnız burada daha üst düzey tüccarlar konaklarmış. Günümüzde de restoran, nargile kafe, avukatlık bürosu ve İsa Bey Medresesi olarak eğitim verilmektedir  Makedonya Atatürk Düşünce Derneği de bulunmaktadır.

2014 yılında bir proje ile yeni heykeller, yeni yapılar, ya da var olanların dış cephe kaplamaları yenilendi. Bu heykellerin hepsi Makedonlar'ın milli kahramanlarına ait heykellerdir. Ölüm tarihine bakınca bunların Osmanlıya karşı isyan eden büyük  Makedonlar olduğunu görüyoruz.

II. Filip Heykeli : Büyük İskender'in babasıdır. MÖ 382-336 yıllarında yaşamış, kardeşi I. Ferdika vefat ettikten sonra 23 yaşında tahta geçmiş  ve Büyük İskender İmp. temellerini II. Filip atmıştır. Küçük orduları birleştirip büyük Makedon Ordusunu kurmuştur. Tek gözlü Filip olarak ta bilinir, çünki bir savaşta gözünü kaybetmiştir. 46 yaşında suikaste kurban gidiyor, 20 yaşında Büyük İskender tahta geçiyor.  Kent meydanın tam ortasında Büyük İskenderin'in atı  üzerindeki muhteşem heykeli 28 metre yüksekliğinde görülür . MÖ 356-323 yılları arasında yaşamış. Büyük İskender ve Filip'in gençlik heykellerinin yanında, aile tablosu olan heykelde, B. İskender'in annesi Olimpia, ortada çocukluğu, sağda da babası II. Filip oturmaktadır, aslanlar ise her ülkede gücün sembolüdürler. B İskender'i çok sevdiği atı Bukefalos Pakistan'da Bukefolya şehrine ad olmuştur. Büyük İskender Makedonya'dan Hindistan a kadar uzanan geniş topraklara sahip olmuş, Pers imparatorluğunu yenmiş  Gordion düğümünü (Ankara, Eskişehir, Kütahya, Afyon  arasında bulunan  Frigya) çözmüş, daha doğrusu çözemiyor sinirlenip kesiyor onun için lanetlendiği söylenir.

B. İskender'i nasıl ki Yunanistan'la paylaşamıyorlarsa, Çar Samuil'i de Bulgaristan'la paylaşamamaktadırlar. Makedon tarihinde son Makedon imparatoru olarak geçerken, Bulgar tarihinde ise son Bulgar İmparatoru olarak geçmektedir.

Rahibe Teresa da paylaşılamayanlar arasındadır. 63 depreminde yıkılan Rahibe Teresa'nın evinin olduğu yerde  bir plaket ve üzerinde Rahibe Teresa burada dünyaya gelmiştir 1910 yılında Kosova vilayetine bağlı Üsküp şehrinde yazar. Asıl ismi Agnes Gonca Boyacı. Katolik bir Arnavut'tur. Arnavutlar'la paylaşılamamaktadır. Hayatı boyunca yaptığı hayırlar ve iyilikler yüzünden 1979 da Nobel Barış Ödülü almıştır. 1980 de buraya geldiğinde  soruyorlar ''Kendinizi nasıl görüyorsunuz'' diye. ''ben dünyaya aitim'' cevabını veriyor. 1997 de Hindistan da ölüyor 2016 da da Papa tarafından Azize ilan ediliyor. Mimari bozulmasın diye Anı Evi ni buraya yapmıyorlar.

Ulaştırma bakanlığına ait binanında dış kaplamasının değişmekte olduğunu ve üzerindeki heykellerin  Olimpia'nın gençliğine ait olduğunu görüyoruz. Yıne Olimpia'ya ait, hamileliğinden anneliğine heykeller silsilesini görüyoruz. Sağlı sollu ikişer tane aziz heykeli.  Sagdakiler Kiril alfabesinin yaratıcılarına ait  Aziz Kiril ve kardeşi Metodius, MS 9 yy kiril alfabesini bulmuşlar, soldaki heykeller ise onların öğrencilerine ait olup misyonerlik görevlerini devam ettirmişler.

Arkada Üsküp Kalesi'ni görüyoruz. MS 6.yy da yapılmış Doğu Roma İmp Justinyen tarafından. Justinyen Üsküp doğumludur. Kale ordu kampı olarak kullanılmıştır Doğu Roma İmp. zamanında.  Osmanlı döneminde de askeri kışla cephanelik olarak kullanılmıştır.

Aziz Dimitria Baş Piskopazlık Kilisesini görüyoruz. Osmanlı döneminde katedral olarak kullanılmış MS 13. yy a aittir. 63 depreminde tamamen yıkılıyor. Makedon hükümeti restore etmiştir. Arkada camlı olan yer Yahudi Anı Müzesi, Makedonya Milli Mücadele Müzesi  arkasında da Makedon Halk Tiyatrosu.

Kuzey Makedonya Meydanı'nda bulunan Zafer Takı'nı görüyoruz. Ülkenin Avrupa Yatırım Bankasına borçlandığı dönemde protestolar neticesinde beyazlığını kaybetmiş, renkli boyalarla boyanmıştı. Meydanda ki heykellerin tamamlanması 2012 de bitiyor. Açılış da Zafer Takı'nın açılması ile oluyor. Eskiden askerler sefere gitmeden önce Zafer Takı'nın altından geçiyorlarmış, kutsanıyorlarmış, zaferle döndüklerinde de aynı taktan geçip şehir meydanında kutlama yapıyorlarmış.

Kuzey Makedon Caddesi, İstanbul'da İstiklal Caddesi neyse burada da popüler bir cadde. Bir o kadar da hüzünlü bir cadde. Osmanlı döneminde Tren Garı Caddesi olarak anılıyordu. Bu yolun sonun da bir tren garı ve üzerideki saat 26 temmuz 1963 yılında 05:17 de deprem anında durmuş ve halen o anda durmaktadır. Tren garı 1938 yılında yapılmıştı  54 ve 64   yılı göçlerinde eski Üsküp tarafından bu caddeyi kullanarak istanbul'a göçler olmuştur.

Rahibe Teresa Anı Evi bu cadde üzerindedir. Ve heykeli de bulunmaktadır. Yanında hala tamamlanmamış kubbesi altın varaklı bir kilise görüyoruz Konstantin Helena Kilisesi. Sırbistan Niş doğumlu Doğu Roma İmparatoru Konstantin İstanbul'u başkent yapmış, ölüm döşeğindeyken hiristiyanlığı ilk kabul eden imparatordur.  Annesi Helena ise Hz İsa'nın çarmıha gerildiğinde İsa için  çivi bulduğu söylenen kişidir.

Makedonya'da gezerken Londra'nın iki katlı otobüslerinin benzerlerini, Berlin'de Paris'te bulunan Zafer taklarını burada da gördük. Bu benzerlikler halk tarafından da yadırganmaktadır. Ekonomik durumu bu kadar kötüyken kaynakları olmamasına rağmen borçlanıp böyle bir meydanın inşaasını her cuma 6 ila 8 arası protesto etmişler, halk bu paraların hastane gibi alanlarda harcanmasını istemiş. Fakat milliyetçi parti Yunanlara tarihlerini kaptırmamak için kendi kahramanlarını buraya yerleştirmişler. Tarih boyunca biz de varız demek istemişler. Fakat Yunanistan'ın bu ülke üzerinde ki baskısı kendini her daim göstermiş Belgrat'tan bu tarafa gelen otobanın adı B. İskender otobanıyken değişmiş, Havalimanı B. İskender Havalimanıyken değişmiş ve yapılan bu heykellerde kalkacak diye Yunanistan'ın  baskısı hala devam etmektedir.

Alaca camii (Şarena Camii - Rüstem Paşa Camii ): İki mütevazi  kadın İstanbul'dan buraya gelin olarak gelmişler, eşlerinden kalan mirası buraya aktararak bu camiiyi inşa ettirmişler. İçi dışı rengarenk süslü, resimli bir camii. Tabandan tavana kadar her yer kalem işlemeleri ile süslenmiş. Sadece  Mihrap ve Minber mermer. Bordürlerde boğazı, yalıları, Vardar nehrini , Üsküb'ü ve çevreyi resmedmişler. İslamiyette camiilerde resim yok insan figuru kullanılmıyor

Makedonya'nın denizi yok ama denize de ihtiyacı yok. Ohri Gölü deniz kadar büyük ve güzel bir göl. Ohri de 45 bin lik nüfus, yazın 220 bini buluyor. Nisan dan eylül sonuna kadar farklı etkinlikler, festivaller var

Ohri Gölü etrafında da üç tane yerleşim yeri var Struga, Ohri ve Arnavutluk sınırları içinde ki Pogradaş. Ohri incileri ile ünlüdür inciyi yapan üç aile vardır . İkisi Makedon diğeri Türk. Aldığınız her ürünün bir sertifikası da sizlere mühürlü olarak veriliyor. Dükkan önündeki ürünlerin çoğu çakma. Diğer turistik yerler; Ayasofya Kilisesi ve Elvada Rumeli dizisinin çekildiği sokaklar, Halveti Tekkesi, Kılıç Ali Paşa Camii.

Ohri'de Kiril alfabesini bulan iki kardeşin heykelini görüyoruz. Kentin maketini elinde tutan Aziz Kliment heykeli ve Aziz Naum heykeli, Kiril  kardeşlerin  öğrencileridir. Elinde haç tutan bir heykel, bize İstanbul'da suya haç atma geleneğini anımsattı. Bu geleneğin aynısı buradada var  Hz İsa'nın ruhunun tekrar çıkarıldığına inanılıyor. Bu alana 35-40 bin civarında insan geliyor ve gelenek burada yaşatılıyor.

Safranbolu evlerine benzer evler görüyoruz. Evin zemini 70 metrekare dersek, çatıya ulastığınızda 170 metrekareye ulaşır, giriş katı taş sonrası ahşap ve taş karışımı ve son katlar sadece ahşap . Uşak Kula tarafında da bu tarz evler görüyoruz. Öpüşen çatılar birbirine değecek kadar yakın ama birbirinin ışığını kesmeyecek şekilde. Buranın Ohri'den önceki adı Işıklı Kent yani Lychnidos,  güneşin gölün üzerine yansıması, o ışıl ışıl suyunda  buraya yansıması ile bu ismi almıştır.

Ayasofya Kilisesi: Osmanlı geldiğinde var olan en büyük yapıyı cuma camii olarak değiştiriyor. Fakat burası bir kilise olduğundan içindeki frekslere zarar vermiyorlar üzerlerini sıvayla kapatıyorlar. Türkiye de birçok kilisenin tahrip olduğunu ve biz Türkler'in bunları iyi koruyamadığımızı düşünürüz.  Fakat burada aynı tahribatı görunce ikonoklazm (ikona kırıcılar) akıllara geliyor Kiliselere ibadete gelenler kendilerini öyle bir kaptırıyorlarki birsey beklentisi içine giriyorlar, kendinden geçiyorlarmış oysa din adamları  buraları biz size araç olsun diye yaptık ama siz amaç olarak kullanıyorsun onlara tapıyorsunuz diyerek İsa'nın gözlerini kırmak zorunda kalmışlar. Bu döneme hiristiyanlıkta İkonaklast dönem deniyor.

Bu kilise kültür merkezi olarak kullanılıyor. Bizim ülkemizden de Fazıl Say konser vermiştir. Asil tiyatroları kalenin eteklerindedir.

Doğal Yaşam Parkı görülmeye değer, tekne turu yaptığınızda kireçli, sodalı gölde  suyun fokurdadığını , doğanın bakir güzelliğini, serbestçe dolaşan tavuskuşlarını görebiliyorsunuz, avlanmak, bitki örtüsüne zarar vermek yasak, yüzer restoranlarda canlı müzik eşliğinde önceden rezervasyon yaptırmak şartıyla keyifli zaman geçirebilirsiniz

Makedon paralarının üzerinde de tavuskuşu vardır. Burada da tavuskuşlarına dokunulmuyor. Tavuskuşu ve yılan cennetten kovulan ilk iki hayvanmış. Hz Adem ve Havva'yı yoldan çıkaran, yasak elmayı yemesine sebep olan hayvanlarmış , yılan planlamış tavuskuşu da destek vermiş.

Ohriden sonra elma bahçeleri ile dolu Resne'ye gidiyoruz. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin organize olup İkinci Meşrutiyeti ilan ettikleri coğrafi bölgedir, Jön Türkler'in girişimi sonucu. İkinci Meşrutiyet'ten önce Abdulhamit kontrolün elinden çıkıp çıkmadığını merak eder ve Bitola (Manastır) şehrine bir korumasını gönderiyor. Koruması raporu iletmek üzere postaneye giderken suikaste kurban gidiyor, Abdulhamit Balkanlar'da tüm kontrolün elinden çıktığını düşünerek II. Meşrutiyeti ilan ediyor.

İttihat ve Terakki'nin önde gelen isimlerinden biri de  Resneli Niyazi'dir. Arnavut'tur. Mücadele zamanı Resne dağlarında bir geyik avlarlar ve sonrasında yavru bir geyik görür, avladıkları geyiğin annesi olduğunu düşünen Niyazi Bey bunu Gülhane Parkı'na teslim eder, oraya gelen ziyaretçiler geyiği ve muhabetini çok merak ederler, günümüze kadar geyik muhabbeti olarak bu deyim gelir yerleşir.

Yine ondan kalan '' Ne şehittir ne gazi, pisi pisine gitti Niyazi'' deyimi vardır.  Meşrutiyetin ilanın dan sonra Bursa'ya gider ve nutuk atar, beraber yola çıktığı arkadaşları ile fikir ayrılığına düştüğünü, bunun  hesabını soracağına dair sert bir konuşma yapar daha sonra Arnavutluk'tan İstanbul'a gitmek üzere iken düzmece bir kavganın ortasında kalır, çok kötü dayak yer, hayatını kaybeder.  Yakın korumalarından bile şüphe duyarlar kimin dövüp kimin öldürdüğü bilinmediğinden bu deyim günümüze kadar gelmiştir.

Bitola, bizim deyimimizle Manastır'dayız. Kiliselerin bulunduğu yerdir aslında. Osmanlı için en önemli şehirlerden. Çünkü kolordularından en önemlilerinden biri burada bulunmaktaymış. O dönem üç kışla (kırmızı, sarı ve beyaz) mevcutmuş. Kırmızı kışladan günümüze birşey kalmamış, beyaz kışlanın da sadece orduevi bölümü görülmekte. Sarı kışla ise Atatürk'ün eğitim almış olduğu lisenin bulunduğu yer. Kolordu burada bulunduğundan Konsolosluklar şehri diye de anılmakta. Çünkü Osmanlı'nın Balkanlarda nasıl bir politika izleyeceğini merak eden diğer ülkeler buraya konsolosluklar açıyor ve istihbarat faaliyetlerini de yürütüyorlarmış.

Yeni Camii önündeyiz. Kilisenin temelleri üzerine yapılmış. Yugoslavya döneminde de camii olarak değil sanat galerisi olarak kullanılmış, restorasyonu hala devam etmekte, bittiğinde yine camii gibi görünecek fakat kültür merkezi olarak hizmet verecektir.

Saat kulesi Osmanlı zamanında yapılmış daha sonra Makedonlar tepesine haçı yerleştirmişlerdir

Kanatları olan genç bir heykel görüyoruz. (2002) Bu ülkede iç savaşa benzer bir olayda hayatını kaybeden gençler anısına dikilmiş bir heykeldir.

Altında Megasport yazan ahşap bina, arkasında ki sokak ve kilise Elvade Rumeli dizisinde dükkanların olduğu yerlerdir.

Makedon bayrağı tarihte iki kez değişmiştir. İlkinde İskender'in kalkanı vardı sonra Makedon yıldızı şeklini aldı. İskender kalkanının simgesini Yunanistan da binaların üzerinde hala görmekteyiz. Makedonya bizim topraklarımız içerisinde düşünceleri hakimdir

Şirok Sokağı İstanbul'daki istiklal Caddesi gibi. Bu cadde üzerinde Atatürk'ün ilk aşkı Eleni Karinte ile göz göze geldiği binayı gördük . (15 - 18 yaşlarını burada geçirmiş)  Bu aşk yarım kalan bir aşktır. Kızın babası tütün tüccarı  ilişkiye sıcak bakmıyor, keza Zübeyde Hanım da sıcak bakmıyor. M. Kemal kızı kaçırıyor iki gün sonra ulaşabiliyorlar, kızın babası kızını alıyor ve kapatıyor, aradan yıllar geçince bir mektup yazıyor

'' Kemal Atatürk'e

Bir zamanlar bir yerde...Çok seneler geçti, ben hala senden bir haber bekliyorum. Herhangi bir zamanda mektubumu alırsan, beni hatırla, kağıttaki göz yaşlarımı göreceksin. Yıllar geçiyor, buralarda seninle ilgili çok şey konuşuluyor, bir şeyler oluyor. Bu satırları okurken başka kadını seviyorsan mektubumu yırt ve ona sor  ''Manastırlı Eleni Karinte adında bir kadının bir günlük tanıdığı ve aşık olduğu adama bütün ömrünü harcamış olduğuna inanıyor mu?  Benim seni sevdiğim kadar o kadını o kadar çok seviyorsan,  kendisine hiçbirşey söyleme. Senin kadar mutlu olmasını diliyorum. Fakat balkondaki kızı hatırlıyorsan  ve başkasını sevmiyorsan  seni sevdiğimi ve ömrüm boyunca bekleyeceğimi bilmeni istiyorum.  Geleceğini beni unutmayacağını biliyorum. Babam vefat etti. Beni senden ayırdığından tam bir yıl geçti  beni eve kapattı ve bir ay çıkmama izin vermedi. Ağlıyordum. Biliyordum, tüm kilitleri boşunaydı. Beni evlendireceği adami sadece bir kez gördüm  ve kendisi bana onu sevebileceğimi söyledi. Ben de kendisine ''hayır ben sadece ilk aşkımı seviyorum'' dedim bir daha da  görmedim. Babam beni hiçbir zaman affetmedi, ben de affetmedim kendisini. Ölmeden bir gün önce ''Eleni biliyorum yanlış yaptım sana hiçbir zaman iyi bir baba olamadım. Affetmeni istemiyorum sen de isteme benden, Allah ikimizi de affetsin. Senin için en iyisini isterken en kötüsünü yaptım'' dedi Babam kötü bir adam değildi.  O zamanlarda ki gibi artık genç ve güzel değilim. Bütün hayatım bir gün içinde.

Ebediyen seni seven ve seni bekleyen Eleni Karinte'n''

Bu yarım kalan çok bilinmeyen, resmi kurumlar tarafından da teyit edilmeyen aşk mektubu ama böyle bir aşkın yaşandiği ortada.

Manastır Mustafa Kemal'i, Mustafa Kemal yapan bir şehirdir.

 

 

Bu yazı Şiir kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir